top of page

Birim maliyet diye bir şey yok

Yazarın fotoğrafı: Özkan Demir
Özkan Demir
1 saat önce
2 dakikada okunur

Mükellefinizle oturmuşsunuz, maliyet raporu masada. Rapor diyor ki bu ürünün birim maliyeti 324 lira. Fiyat 300. Patron kararını vermiş: "Zararına satmam, kapatıyorum."


Bu cümleyi kaç kez duydunuz? Ben yıllardır duyuyorum. Ve o masada bir şey hep atlanıyor: 324 lira bir ölçüm değil, bir tercih.


Anlatayım. Hep aynı örneği kullanırım; Sait Yüksel Kaygusuz hocamdan öğrendim, bugüne kadar daha iyisini bulamadım.



Kapıdaki yolcu

Bir otobüsünüz var, Bursa'dan Ankara'ya gidiyor. Yakıt 8.000, personel 3.200, diğer 2.000; sefer başı 13.200 lira. Bu para otobüse bir kişi de binse elli kişi de binse aynı. Yolcu başına değişen tek gider ikram, 60 lira. Bilet 500, kapasite 50.


Otobüs kalkmak üzere, 20 koltuk boş. Kapıda bir yolcu: "150 liram var, beni alır mısınız?"


Şimdi iki muhasebeci aynı tabloya bakıyor.


Birincisi diyor ki: 13.200'ü 50 koltuğa bölerim, 264. Üstüne 60 ikram, birim maliyet 324. Yolcu 150 veriyor, altında; almam. Zararına yolcu taşımam.


İkincisi diyor ki: dur bir dakika. O 13.200 nereye gidecek? Otobüs zaten kalkıyor, yakıt zaten yanıyor. Bu yolcuyu alsam da almasam da o para gitti. Bu yolcunun bana getirdiği tek ek gider 60 lira ikram. 150 alıp 60 veriyorsam cebime 90 lira giriyor. Reddedersem 90 lirayı kapıdan geri çeviriyorum.


İkisi de aynı rakamlara baktı. Biri 324 lira maliyet gördü ve reddetti; öteki 90 lira katkı gördü ve kabul etti.


Fark, sabit maliyeti karara katıp katmamakta. Sabit maliyet battıysa karara girmez.



Masadaki 324 liranın içinde ne var

Şimdi mükellefinizin "zarar eden" ürününe dönelim. O 324 liranın içinde kira var, amortisman var, genel yönetim gideri var; hepsi bir dağıtım anahtarıyla o ürünün sırtına bindirilmiş. Anahtarı değiştirin, aynı ürün kârlı görünür. Ürün değişmedi, fiyat değişmedi; sadece paylaştırma yöntemi değişti.


Yani "birim maliyet" dediğimiz şey, ürünün cebinde taşıdığı sabit, tekil bir sayı değil. Değişken çekirdek gerçek; o her adette yaşanıyor. Üstüne bindirilen sabit pay ise kaç adet ürettiğinize ve hangi anahtarla dağıttığınıza göre bükülen bir gölge.


Bunu bir kez gören mali müşavir, masada "birim maliyetimiz şu" cümlesini duyduğunda artık refleks olarak sorar: hangi hacimde, hangi dağıtımla?


Bir şey daha söyleyeyim, yanlış anlaşılmasın. Tam maliyet kötü değildir. TMS 2 ve VUK 275 stok değerlemesini tam maliyetle ister; finansal tablolarda değişken maliyet kullanamazsınız. Rapor için tam maliyet mecburi. Ama karar için katkı payına bakılır. İki ayrı iş: biri rapor için mecbur, öteki karar için doğru. İkisini karıştıran şirket, kârlı görünen ürünle batar.


Bir şart var, altını çiziyorum: koltuk gerçekten boş olmalı. Kapasite doluysa hesap tersine döner; o zaman 150 liralık yolcuyu almak, 500 liralık yolcuyu geri çevirmek demektir. "Kapasite dolu mu, boş mu?" katkı hesabının ilk sorusudur.



Bunu mükellefinize nasıl anlatırsınız

Otobüsle. Rakamı değil, koltuğu gösterin. "Bu ürünü kestiğinizde kira ödenmeye devam ediyor; giden şey o ürünün getirdiği 90 lira" dediğinizde patron anlar. Çünkü patron zaten bunu hissediyor. "Bir şeyler yanlış" diyor ama parmağını üstüne basamıyor. Siz basarsınız.


Ve patron bu yazıyı okuyorsa: o ürünü kapatmadan önce mali müşavirinize tek bir soru sorun. "Bu ürünü kesince hangi giderim gerçekten ortadan kalkıyor?" Cevap kira değilse ve koltuk boşsa, karar yeniden düşünülür.



Tam maliyet stok içindir, katkı payı karar içindir. İkisini karıştıran, kârlı görünen ürünle batar.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Depoda param yatıyor, en çok satan mal yine yok

Para var; yanlış rafta duruyor. Eczacının dolabı bu işin en sezgisel hâlidir: tansiyon ilacı ön rafta, grip şurubu sezon öncesi, nadir serum depodan. Şirketin deposu da böyle dizilir.

 
 
 
Kâr ediyor, yine de para arıyor: römork

Mükellefiniz faaliyetten ayda on bin artı veriyor ve hâlâ para arıyor. Yalan söylemiyor. Klasik başabaş kârı sorar; finansal başabaş nakdi. Arada bir römork var: borç ödeme yükü.

 
 
 
Boğulmakta olana yüzme öğretilmez

Krizdeki patron akılsız değildir; tünelin içindedir. Tehdit Katılığı Etkisi görüş alanını daraltır, bildiği tek hamleyi tekrarlatır. Bu noktadaki insana CVP anlatılmaz. Önce kurtarılır.

 
 
 

Yorumlar


© 2025 Finansal Kriz Yönetimi ve Stratejik Çözüm Merkezi. Tüm Hakları Saklıdır.

  • LinkedIn
bottom of page